Şiir
HECELERİN AHENGİ
İSMAİL GÜL
₺0,00
“HECELERİN AHENGİ” Şairin 4. Kitabının adı oluyor. Şair, bu güne dek 3 şiir kitabına daha imza atmıştır.
Şair bilindiği gibi, insanı içinde yaşadığı dünyadan bir başka dünyaya götüren sanatlı sözlerdir. Duyguların coşkusudur. Bir yaşam biçimidir. Bu nedenle denilebilir ki, kişilerin can yoldaşıdır. Nasıl ki bir vücut kafa, kol ve gövde gibi unsurlardan oluşuyorsa, şiirdeki gövdeyi de sözcükler oluşturur. Bir başka deyişle şiirin dili sözcüklerdir. Sözcükler duygu dünyamızın bir parçasıdır.
Bir canlı nasıl ki havasız ve susuz yaşayamazsa, insanlarda şiirsiz yaşayamaz. Şiir gerçekleri yansıtır ve yeni buluşlar peşindedir. Şiir az sözle çok şey ifade etmektir. Şiir yazmada maksat, amaca ulaşmak değildir. Şiir yazmak bir tutkudur, şiir yazmak maksada ulaşmak olsaydı şiir yazmak eylemi son bulurdu.
Bir zekâ ürünü ve yetenek işi olan şiir, beyin gücü olduğu sürece devam edecektir. Güzellikler demeti olan şiir, dilin ve insanın özüdür. Şiir için daha çok şeyler yazılabilir. Ben daha fazla uzatmamak için hemen kime şair denir tanımına geçmek istiyorum.
En basit tanımıyla şair, şiir yazan kişidir. Ama her şiir yazana da şair demek mümkün değildir. Şiir yazmak zekâ, yetenek ve emek işidir. Bir mısranın peşinde saatlerce düşündüğünüz olur. Tamam deyinceye kadar o mısrayı şekillendirirsiniz.
Şiir okunduğu zaman kişinin dünyası sevinçle, coşkuyla dolmalıdır. Şair kimseyi taklit etmemeli, kendi üslubunu kendi yaratmalıdır. Şiir yazarken kendini zorlamamalı ve sıkmamalı. Bu nedenle “Vermemişse Mabut, Neylesin Mahmut” özdeyişini gözden ve gönülden uzak tutmamalıdır.
Bazen insan saatlerce hatta günlerce uğraştığı halde bir kıta, hatta bir mısra bile yazamaz. Ama öyle bir zaman gelir ki, kaleminize dur diyemezsiniz. Mısralar, beyitler, kıtalar sıralanıverir art arda. İşte bu, şairin dünyasındaki gerçek şiirin var oluşudur. Bu bazen bir sevgilidir, bazen bir çiçektir, bazen dere boyunda şırıl şırıl akan bir sudur. Bazen bir gül bahçesidir, bazen de bir çakırdikenidir. Her ne ad altında olursa olsun bu bir duygunun dışa yansıması olayıdır. Şair ve şiir güzellikler demetinin ayrılmaz iki parçasıdır. Şairsiz şiir olmadığı gibi, şiirsiz de şair olmaz bu ikili bir birinin tamamlayıcısıdır.
Şiir ve şair hakkında böylece kısa bir gezinti yaptıktan sonra asıl konuya geçmek istiyorum. İşte “ İSMAİL GÜL VE HECELERİN AHENGİ” Başlık bile başlı başına bir şiir.
Tanrı insanları yeryüzüne gönderirken bazı yeteneklerle donatarak gönderirmiş. Kişi eğer bu yeteneğinin farkında olup değerlendirirse bu dünyaya kalıcı eserler bırakıp gidermiş. Farkında olmazsa yeteneğiyle birlikte öbür dünyaya göç edip gidermiş. Tanrı İsmail GÜL’Ü bizim dünyamıza gönderirken yeteneklerle donatarak göndermiş. Sevgili Gül’ü çok eskiden tanırım bu kısa “ÖN SÖZÜ” yazarken bile ne yazacağım diye uzun uzun düşündüm. Çünkü sevgili Gül, öyle birkaç sayfada anlatılacak bir şair değil. O’nun için sayfalar dolusu söz söylense az gelir. Benim tanıdığım şairler arasında en önde gelen bir dostumuz ve şair arkadaşımızdır. Bu cümlelerin ışığı altında, şairin bu güne dek yaptıklarını şöyle bir sıralamak istiyorum.
Şöyle ki;
Şairin 200 civarındaki şiiri çeşitli bestekârlar tarafından bestelenmiştir. Şairin kendisi de 30 civarında şiirini bestelemiştir.
İsmail GÜL’ÜN Hayatı ve eserleri Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Edebiyat Fakültesi dekanı Merhum Halil BUTTANRI tarafından öğrencilere bitirme tezi olarak verilmiştir.
İstanbul’da İnternet üzerinden yayın yapan Şiir Fm.org radyosunda yöneticilik ve programlar yapmıştır.
Zaman zaman Türkiye genelinde yapılan şiir yarışmalarına katılmış, birincilik dahil çok sayıda ödül sahibi olmuş, jüri üyeliği yapmıştır.
Muş Alparslan Üniversitesi iletişim Fakültesi Dekanı, Türk dili ve edebiyatı bölüm başkanı Prf. Dr. Tamilla ALİYEVA Tarafından şiirlerinin bazıları Azeri diline çevrilmiştir.
Şair öyle içine kapanık biri değildir dışa dönük ve sıcakkanlıdır. Girişkendir Türkiye genelinde yapılan etkinliklere katılır Şair dostlarını Eskişehir’e davet ederek çok sayıda şiir etkinliğine öncülük etmiştir. Onu bir dinleyen adeta şiir büyüsüne tutulur.
Bir dinleyen bir daha dinlemek ister. O’nun “VEKİL OLACAĞIM” “KAYNANAYA BEDDUA” “VELET” “BİZİM EVDE” ve KÖSTEBEK” Adındaki hiciv şiirleri okunduğunda yıllarca unutulmayan şiirler arasında yer alacaktır. Böyle bir şairi değerlendirmek elbette çok güç ama en azından şunu söylemek mümkün. Şair Anadolu’nun KARACA OĞLANI’DIR, Aşık Veysel’idir. Bir başka deyişle Ömer HAYYAMI’DIR. Yani aşk şiirlerinden tutun da hiciv şiirlerine kadar her türlü şiiri başarıyla yazmıştır. Yani sözün kısası, Şair İsmail GÜL’Ü Ne kadar anlatsak azdır. O’nu Tanrı korusun daha pek çok esere imza atsın. Türk edebiyatı bu denli yeteneklerle kendini bulacak ve yeryüzünde “BEN DE VARIM” Diyecektir. İşte şairimizden bir kıta şiiriyle istemeyerek de olsa yazıma son vermek istiyorum.
Sevgili şairimizi candan kutluyor, gözlerinden öpüyorum.
MUHARREM KUBAT
Eğitimci şair
ŞİMDİ SATIN AL Şair bilindiği gibi, insanı içinde yaşadığı dünyadan bir başka dünyaya götüren sanatlı sözlerdir. Duyguların coşkusudur. Bir yaşam biçimidir. Bu nedenle denilebilir ki, kişilerin can yoldaşıdır. Nasıl ki bir vücut kafa, kol ve gövde gibi unsurlardan oluşuyorsa, şiirdeki gövdeyi de sözcükler oluşturur. Bir başka deyişle şiirin dili sözcüklerdir. Sözcükler duygu dünyamızın bir parçasıdır.
Bir canlı nasıl ki havasız ve susuz yaşayamazsa, insanlarda şiirsiz yaşayamaz. Şiir gerçekleri yansıtır ve yeni buluşlar peşindedir. Şiir az sözle çok şey ifade etmektir. Şiir yazmada maksat, amaca ulaşmak değildir. Şiir yazmak bir tutkudur, şiir yazmak maksada ulaşmak olsaydı şiir yazmak eylemi son bulurdu.
Bir zekâ ürünü ve yetenek işi olan şiir, beyin gücü olduğu sürece devam edecektir. Güzellikler demeti olan şiir, dilin ve insanın özüdür. Şiir için daha çok şeyler yazılabilir. Ben daha fazla uzatmamak için hemen kime şair denir tanımına geçmek istiyorum.
En basit tanımıyla şair, şiir yazan kişidir. Ama her şiir yazana da şair demek mümkün değildir. Şiir yazmak zekâ, yetenek ve emek işidir. Bir mısranın peşinde saatlerce düşündüğünüz olur. Tamam deyinceye kadar o mısrayı şekillendirirsiniz.
Şiir okunduğu zaman kişinin dünyası sevinçle, coşkuyla dolmalıdır. Şair kimseyi taklit etmemeli, kendi üslubunu kendi yaratmalıdır. Şiir yazarken kendini zorlamamalı ve sıkmamalı. Bu nedenle “Vermemişse Mabut, Neylesin Mahmut” özdeyişini gözden ve gönülden uzak tutmamalıdır.
Bazen insan saatlerce hatta günlerce uğraştığı halde bir kıta, hatta bir mısra bile yazamaz. Ama öyle bir zaman gelir ki, kaleminize dur diyemezsiniz. Mısralar, beyitler, kıtalar sıralanıverir art arda. İşte bu, şairin dünyasındaki gerçek şiirin var oluşudur. Bu bazen bir sevgilidir, bazen bir çiçektir, bazen dere boyunda şırıl şırıl akan bir sudur. Bazen bir gül bahçesidir, bazen de bir çakırdikenidir. Her ne ad altında olursa olsun bu bir duygunun dışa yansıması olayıdır. Şair ve şiir güzellikler demetinin ayrılmaz iki parçasıdır. Şairsiz şiir olmadığı gibi, şiirsiz de şair olmaz bu ikili bir birinin tamamlayıcısıdır.
Şiir ve şair hakkında böylece kısa bir gezinti yaptıktan sonra asıl konuya geçmek istiyorum. İşte “ İSMAİL GÜL VE HECELERİN AHENGİ” Başlık bile başlı başına bir şiir.
Tanrı insanları yeryüzüne gönderirken bazı yeteneklerle donatarak gönderirmiş. Kişi eğer bu yeteneğinin farkında olup değerlendirirse bu dünyaya kalıcı eserler bırakıp gidermiş. Farkında olmazsa yeteneğiyle birlikte öbür dünyaya göç edip gidermiş. Tanrı İsmail GÜL’Ü bizim dünyamıza gönderirken yeteneklerle donatarak göndermiş. Sevgili Gül’ü çok eskiden tanırım bu kısa “ÖN SÖZÜ” yazarken bile ne yazacağım diye uzun uzun düşündüm. Çünkü sevgili Gül, öyle birkaç sayfada anlatılacak bir şair değil. O’nun için sayfalar dolusu söz söylense az gelir. Benim tanıdığım şairler arasında en önde gelen bir dostumuz ve şair arkadaşımızdır. Bu cümlelerin ışığı altında, şairin bu güne dek yaptıklarını şöyle bir sıralamak istiyorum.
Şöyle ki;
Şairin 200 civarındaki şiiri çeşitli bestekârlar tarafından bestelenmiştir. Şairin kendisi de 30 civarında şiirini bestelemiştir.
İsmail GÜL’ÜN Hayatı ve eserleri Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Edebiyat Fakültesi dekanı Merhum Halil BUTTANRI tarafından öğrencilere bitirme tezi olarak verilmiştir.
İstanbul’da İnternet üzerinden yayın yapan Şiir Fm.org radyosunda yöneticilik ve programlar yapmıştır.
Zaman zaman Türkiye genelinde yapılan şiir yarışmalarına katılmış, birincilik dahil çok sayıda ödül sahibi olmuş, jüri üyeliği yapmıştır.
Muş Alparslan Üniversitesi iletişim Fakültesi Dekanı, Türk dili ve edebiyatı bölüm başkanı Prf. Dr. Tamilla ALİYEVA Tarafından şiirlerinin bazıları Azeri diline çevrilmiştir.
Şair öyle içine kapanık biri değildir dışa dönük ve sıcakkanlıdır. Girişkendir Türkiye genelinde yapılan etkinliklere katılır Şair dostlarını Eskişehir’e davet ederek çok sayıda şiir etkinliğine öncülük etmiştir. Onu bir dinleyen adeta şiir büyüsüne tutulur.
Bir dinleyen bir daha dinlemek ister. O’nun “VEKİL OLACAĞIM” “KAYNANAYA BEDDUA” “VELET” “BİZİM EVDE” ve KÖSTEBEK” Adındaki hiciv şiirleri okunduğunda yıllarca unutulmayan şiirler arasında yer alacaktır. Böyle bir şairi değerlendirmek elbette çok güç ama en azından şunu söylemek mümkün. Şair Anadolu’nun KARACA OĞLANI’DIR, Aşık Veysel’idir. Bir başka deyişle Ömer HAYYAMI’DIR. Yani aşk şiirlerinden tutun da hiciv şiirlerine kadar her türlü şiiri başarıyla yazmıştır. Yani sözün kısası, Şair İsmail GÜL’Ü Ne kadar anlatsak azdır. O’nu Tanrı korusun daha pek çok esere imza atsın. Türk edebiyatı bu denli yeteneklerle kendini bulacak ve yeryüzünde “BEN DE VARIM” Diyecektir. İşte şairimizden bir kıta şiiriyle istemeyerek de olsa yazıma son vermek istiyorum.
Sevgili şairimizi candan kutluyor, gözlerinden öpüyorum.
MUHARREM KUBAT
Eğitimci şair
